Tıbbın en büyük hekimlerinden İbn-i Sina, sağlığın korunması için yalnızca ilaçlara değil, doğru yaşam düzenine dikkat çeker. Ona göre insan bedeni; dinlenme, riyazet, spor ve gıda üzerine kurulmuş güçlü bir yapıdır. Bu dört unsur bir araya geldiğinde hem beden hem ruh dengede olur.
İbn-i Sina, dinlenmeyi “bedenin tabii ilacı” olarak görür.
Uyku düzenli ve yeterli olmalı, gün içinde beden ve zihne nefes aldıran kısa molalar verilmelidir. Yorgun bir vücut hastalıklara daha açık olduğu için, doğru dinlenme sağlığın temel şartıdır.
Riyazet, aşırılıklardan uzak, disiplinli ve dengeli bir hayat sürmek anlamına gelir.
Bu; düzenli beslenme saatleri, az yeme, duygusal dengeyi koruma ve ruhun sükûnetiyle mümkündür.
İbn-i Sina’ya göre nefsin ve bedenin kontrolü sağlanmadan gerçek sağlık mümkün değildir.
Hareket, İbn-i Sina’ya göre “bedenin en etkili ilacıdır”.
Düzenli yürüyüş, koşu, yüzme veya kasları çalıştıran herhangi bir aktivite kan dolaşımını destekler, organları güçlendirir ve zihni berraklaştırır.
Spor mutlaka ölçülü, yani vücudu yormadan yapılmalıdır.
İbn-i Sina’nın üzerinde en fazla durduğu konulardan biri de beslenmedir. Ona göre doğru gıda, kişinin en önemli ilacıdır. Tavsiyeleri oldukça nettir:
Bu öneriler, modern tıbbın beslenme ilkeleriyle de şaşırtıcı derecede paraleldir.
İbn-i Sina’nın sağlıklı yaşam anlayışı, asırlardır geçerliliğini koruyan bir prensibe dayanır:
“Denge bozulursa hastalık başlar, denge korunursa sağlık devam eder.”
Bu dört sütunu hayatının merkezine alan insan, hem beden hem ruh sağlığını en güçlü şekilde muhafaza eder.